Farkında mısınız?

MURAT YILDIZ

Her ne kadar kontrol altına alındığı söylense de hala vakalarında artış gösteren bir salgın, bir drama dönen yoksulluk, sahte verilerle ne kadar yontulmaya çalışılsa da katlanarak büyüyen işsizlik, korkunç bir yozlaşma, çürüme ve yalanların orta yerinde bir çıkış yolu bulamamanın çaresizliği yaşatılıyor muktedirler eliyle…

**

Orta yerde bunca dram ve trajedi varken, adalete olan güven neredeyse bitmişken, birileri camileri fethetme derdine düşmüş. Belki de asıl çıkış yolu budur? Fetih; yani savaşarak elde etmek! Aslında Oysa ülkelere girip dini idare altına almak demektir bu. Sahi, siz kimin camisini kime ve neye karşı fethedeceksiniz?

**

Yoksa tam yedi yıl önce Gezi’de camide içki içenlere karşı bir fetih mi bu? Hani bir türlü içtiklerini ispat edemediğiniz çapulcular var ya(!) Ya da cami hoparlörlerinden Çav Bella’yı dinletenlere karşı bir fetih mi olacak bu? Hani bir türlü faillerini bulamadığınız o camilerin ses sistemine dalanlar için mi fetih yapacaksınız?

**

Ne gerek var ki camileri fethetmeye. Zaten sizindir camiler. İstediğiniz fetvayı veriyorsunuz, hutbelerde istediğinizi anıyor, istemediğinizin adını ağzına almıyorsunuz.  2015-2019 yılları arasında yayınlanan 245 Cuma hutbesinde Atatürk’ün adını bile ağzınıza almadınız. Bir camide seçim müziği çalındı. Başka bir camide imam cemaati iktidar partisinin mitingine davet etti.

*

İktidara bağlı ya da yakın olmayan tüm belediyelerin yardımları engelleniyor. Milletin canının derdinde düştüğü kara günlerde bile bir nefret söylemidir almış başını gidiyor. Hala ayrıştıran bir dil, hala sosyal medya üzerinden bir cadı avı, hala hukuksuz gözaltılar, tutuklamalar.

*

Son olarak CHP Yüreğir Gençlik Kolları Başkanı Eren Yıldırım üzerinden bir kampanya başlatıldı. Hedef gösterildi o genç… Yetmedi ailesi yandaş medya eliyle linç edildi. Terörle ilişkilendirildi adeta. Atama bekleyen bir öğretmen Eren. CHP’de emek veren bir cevher fakat CHP’li belediyelerin dahi iş vermediği bir nefer… Eren, bayramı sevdiklerinden uzak, eşine, dostuna hasret içerde geçirdi. Hala da içerde ama ne hedef gösterme, ne linç, ne yalanlar, ne suç devşirme hiç biri tutmadı.    

**

Sonuç olarak bu günler de gelip geçecek elbette. Belki ağır bir tahribat bırakacaklar geriye ama bu halk bulacak bir çıkış mutlaka. Bu çıkış “tünelin ucu göründü” diye zifiri bir karanlığı işaret eden bir çıkış yolu olmayacak. Bu salgın belası öyle ya da böyle uyandırdı derin uykudan çoğumuzu. Farkın da mısınız; bir şeyler tıkandı ve çöküş başladı!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir