UÇURUMUN KENARINDAYIZ HIZIR!

İlhan Kemal

Ekoloji uzmanı değilim. Bilim insanı değilim. Ama dünyamızın iniltilerini duyamayacak kadar sağır, ona şefkat şarkıları söyleyemeyecek kadar da lâl değilim. En azından aklım ve sezgilerim var.

Olup bitenleri yorumlamaya, hayata sorular sormaya, bize gösterilen duvardaki fotoğraftan öte ardında ne vara merak büyütebilirim.

 Buradan baktığımda bir vampir iştahıyla her şeyi ama her şeyi aymazlık içindeki bir iştahla tüketim anlayışına dayalı günümüz doğa, emek ve eşitlik / özgürlük yağmacısı düzenin yarının kalbine hançer olduğunu, dahası kını yakılan kinli bir hançer olduğunu görebiliyorum.

Kın yakılmışsa o hançer hep kötülüğe çalışmak üzere başımızda sallanıp duracak, bunu anlamalı! Ve dünya halklarına düşen o kılıca şefkatle değil hep şehla bakmak olmalı.

Eşit, özgür, insancıl, doğa ve hayvan haklarına saygılı yeni bir ekonomik, sosyal ve kültürel yol bulmalı. Bu nasıl olur bilemem ama insanlığın yetiştirdiği bunca beyin gücü ne güne var bayım? Haksız mıyım? Haksızsın diyorsan ben de sana “yürü git!” diyorum.

Dünyayı yöneten sözde demokratların özde ise otoriter / totaliter muktedirlerin dünyayı ve insanlığı getirdiği yer uçurumun ucu. Önlem alınmazsa ve bir yolu bulunmazsa toptan aşağı düşeceğiz. Bu düşmenin adı kâh bir doğal afet olacak, kâh açlık kıtlık.

Açlık demişken insanoğlunun mahareti (!) sayesinde bozulan ya da bozulacak olan iklimlerde büyük bir gıda sorunu ortaya çıkması şimdiden bile uzak ihtimal gözükmüyor. Ama dünya ülkelerinin başındakilere bakıldığında tüm bu sorunları aşmakla ilgili olmak yerine olmadık şeylerle ilgili oldukları görülüyor.

Sibirya’da 22 Haziran 2019 tarihindeki hava sıcaklığı sıfır derece iken 22 Haziran 2020 tarihindeki hava sıcaklığı 28 derece olarak ölçümleniyorsa, dur bir dakika, neler oluyor, dememizin vakti gelmişte geçiyor demektir.

Hem bu sadece küçük bir örnek ama çarpıcı bir örnek!  Acil önlem çağrısını, imdat çığlıklarını içinde taşıyor, adeta ırmak taşıyor.

Artık şunun iyice anlaşılması gerekiyor:  İnsanlık dünya dediğimiz aynı gemide. Ona bir şey olursa, başına bir iş gelirse kimse kaçıp kendini kurtaramaz. En azından şimdilik bu böyle! 

O halde topyekün bir işbirliği ve güç birliği gerektiği ortada.

Silahlara değil daha güzel yarınların inşasına aktarılmalı kaynaklar. Silah değil sevgi ve kardeşlik üretilmeli. Hiç kuşku yok dünyayı sevgimiz kurtaracak.

Kimsenin bana bir şey olmaz deme lüksü yok. Zincirden bir halka koparsa bu hepimizin felaketi olacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir