BİR KEŞŞAF’A SUFLELER

Kozan’dan yukarı doğru…

Sıralif’i geç. Kozan barajına varmadan yol ikiye ayrılır. Geçerken yol boylarındaki bahçelere, zakkum çiçeklerine, bir de kendine gülümse.

Seyret Karadeniz doğasını aratmayacak – belki de daha güzel – uçsuz bucaksız güzellikleri. Ormanların uğultusuyla hasbihal et, tersakan suyunda çim. Bir çocuğun şaşkınlığını kuşan…

Dilersen dön bir ardına bak. Aşağılara; Hamamköy, Bucak, Sıtır taraflarına. Bakışların portakal ve mandalina bahçelerinin içinden emeği selamlayarak geçsin. Düşün bir zamanlar buralardan, pamuk tarlalarından gök tavanını elleyen, onu şarkılayan dillerini ırgatların. Bir şeylerin mazi oluşunu düşün, bir ağıt da sen döküver dilersen. Emeğin, alınterinin, ekmeği taştan sökmenin diyarları… Oraları, buraları.
Tamam, fazlaca eğlendin. Devam et Dadaloğlu’nun haksıza söz kurşunları attığı dağlara doğru. Kozan dağlarına doğru…

Kozan dağı denince hemen bu ilçenin dibindeki, çeperindeki dağlar akla düşer. Aslında bilindiği üzere Kozan’ın eski adı Sis’tir. Kozan Sis’ler içindeyken bile oysa Sis’ten, Feke’ye, oradan Saimbeyli ve Tufanbeyli’ye kadar aradaki bütün dağların genel adıydı Kozan dağları.

Kozanoğlu bu dağlarda, bu dağlar arasındaki vadilerde Farsak ve Avşar aşiretleriyle birlikte Osmanlı’nın ipe sapa gelmez buyruklarına, fermanlarına ve devasa ordularına bir avuç yiğitleriyle omuz omuza yan bakmış, hakkı hatırlatmıştır. Güçlünün değil haklının, zenginin değil yoksulun, itliğin değil yiğitliğin yurdu! Bir zamanlar, buraları böyleydi. Uzun bir hüzün öyküsü!

Yöre insanı süreç içerisinde emek, ekmek ve alınteri savunucularını nasıl oldu da öcü beller hale geldi, kendisi hâlâ emekçi iken? Koca cihan imparatorluğunun haksızlıkları karşısında susmayan, bağrından Dadaloğlu gibi yiğit bir ozan çıkaran bu kadim halk, kadim Farsak ve Avşar elleri nasıl oldu da özünü unuttu: O dost canlısı yüreklerine ne oldu?

Düğünlerde, halaylarda, bağda – bahçede, tarlada – tırpanda kadın – erkek omuz omuza hayata katılan halkım nasıl oldu da dip bir muhafazakarlığın volanları arasına kaptırıverdi kendini? Bunlar elbette sosyolojik açıdan irdelenmeye muhtaç konular.

Yazının başında belirttiğim yol çatağından sağa dön, aklında deli sorularına. Ayıcık, Eskimantaş, Karahamzalı, Boztahta, Kargapazarı, Akçalıuşağı ve Kuyubeli köylerini geçince Kozan ilçe sınırları bitecek ve Feke ilçe sınırlarına gireceksin.

Feke’nin, daha doğrusu sekiz köyden oluşan Tapan Cumhuriyeti’nin ilk köyü benim köyümdür: Tokmanaklı. Köyümdü demek daha doğru. Çünkü bilindiği üzere köy statüsü yakın zamanlarda kaldırıldı ve mahalleye dönüştürüldü. Üzgünüm.

Oradan geçerken soruver köylülerime, kendilerine mahallelim dese birileri, ne düşünürlermiş, zorlarına gider miymiş?

Bir de her şeye karşın yiğidim aslanım olarak kalacaklarını da söyle.

Esirmek’e yaklaştığında, Hopka dağının görkemini selamla ve umudun hiç ölmeyeceğini belleğine kazısın bu dağ, ardındaki Karakuyu ve Zencirli yaylalarında belki hâlâ özgürlüğü kutsuyordur yılkıya saldığımız, seyip ettiğimiz atlar, kişnemelerine kulaklarını yasla, şarkın bil.

Aşağıda / solda Akyar mıntıkası var ormanlar içinde. O ıssız yamaçlarda kıraç tarlalarda çok çift sürdümdü kara sabanla, ekin biçtimdi orakla. – Orak ve çekiç sevgim burada mı neşet ettiydi acaba? – İnanmıyorsan gel de bak parmaklarımdaki kesik izlerine. Onlar anlatsın sana, dünden anekdotlar, her biri destan.

Akoluk’ta soluklan biraz, oluklarından bir tas soğuk su iç. Haziran ise kirazlar da olmuştur, sen istemeden mutlaka verecektir birileri. Yorgunluğunu giderirken Paşalı’ya doğru kuş bakışı bir bakış fırlat. Oradan ötesi Feke’dir.

Kuvva-i Milliye’nin yiğidi, aslanı Gizik Duran orada bir çınar dibindeki mezarındadır. Yasla kulağını dinle, ağlıyor mudur acaba yurdunun bu günkü haline… Yiğit halkının bir torba makarna için içinde ötüşen ankaları tek tek vurduğuna…

Az kalsın unutuyordum ey yolcu: Vaktin kalmadıysa bile yap işte bir şeyler, bul bir yolunu, Gökçeli köyüne de uğra, çeşme başındaki yeni Elif’lerden bir sevda türküsü dinle, hiç eskimeyen ve eskimeyecek olan hemşerim Karacaoğlan’dan…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir