Sonsuzluk şiirine sözcük taşımak

Yanına aramızdan ayrılmış ustalardan, yaşayan ustalardan ve genç kuşak şairlerin şiir kitaplarından oluşturduğu bir kitap arajmanı aldı. Bu ifade çok da doğru olmadı galiba. Değiştiriyorum: Evren ağacından çiçekler aldı. Bir de kendi kitaplarını. Bütün dikkatini vererek okuma yapmak için kuş cıvıltılarından başka hiçbir ses olmayan bir orman içi köşesi buldu. Beraberinde getirdiği taburesine oturdu. Yığdı kitapları yanına. Kavurucu çöl sıcağı günlerde adeta bir vahaydı burası. Koyu gölge! Dinginlik! Bir de arada bir yüzünü değil de yüreğini öpüp geçen kuzey rüzgarı. Çam ağaçlarının dalları arasından baktığında, aşağıyı seyrederce dikkatli, bir bu denli dalgın bir gök. Gök şiir okuyor sandı ilkin. Sonra, yaşamak bir şiirdir zaten hissiyatına kapıldı bu manzara karşısında.

Karşısında denizlere küskünce boynunu bükmüş göle kaydı gözleri, az kalsın üstüne bastığı çam pürenleri bir sürpriz yapacaktı. Neyse ki oracıktaki bir makinin dalları önledi bu kazayı. Hoş, düşmelere, düşüp düşüp kalkmalar alışkınım, düşsem ne olacaktı ki? diye geçirdi içinden.

Derken, nihayet akıl edebildi buralara neden yol düşürdüğünü. Yere düşürdüğü kırmızı kalemini özenle cebine yerleştirdi. Kırmızı tükenmezkalem! Önemli. Çünkü o okuduğu şiirlerde kendisini yaşamak ya da ölmek kadar çarpıp geçen dizelerin altını hep kırmızı kalemle çizerdi. Bir defasında dergici bir arkadaşı bu okuma biçimine tanıklık etmiş, uyarmıştı onu: Kitaplara yazık etme! O ise bu şekilde yaptığı okumaları daha bir içselleştirebildiğini söylemiş, katılmamıştı arkadaşına. Cebine yerleştirdi kalemi tekrar eline alırken mırıldandı: Ne diye cebime koydum ki?

Bir elinde kitap, bir elinde kalem. Okuyor, okuyordu. Çiziyor, çiziyordu. Bitirdiği her kitabın ardından bir de kendi şiirlerine bakıyordu. Sürdü gitti bu böylece, bütün kitaplar tek tek okunana, parlak imgelerin altları tek tek çizilene kadar. Delice bir gün oldu. Hımhım! Şiir için kalbini kim kanatmışsa, kanatıyorsa, kanatacaksa, selam olsun, hepiciğine! Şairler birbirinin rakibideğil ki. Kitaplarını toparlarken bunları mırıldandı.


Yüzünde huzurlu bir gülümseme vardı. Sebebini sadece kendisinin bildiği.


Evet, şairlerin herbiri sonsuzluk şiirine sözcük taşıyan kardeş karıncalardı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir