Bu ülke, celladına kendi öz çocuklarının cansız bedenini yedirmeyecek

Her geçen günün dünü arattığı bir yaşamın belki orta yerinde, belki kıyısında, ya da olur olmaz bir yerinde akıp gidiyor ömrümüz.

Bir yanda salgın, gittikçe artan vakalar, bir yanda işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk,  cehalet, karanlık… Ve ışıkların görünüp de önüne bir perde çekilemediği her yerde o istikamete giden tüm yolların tuzaklarla döşenmiş olması…

Kadın, çocuk, bağışlar, yardım, dijital yayın üzerinden o aptal konserlere harcanan paralar, savurganlık, yalanlar, nefret söylemi, ırkçı, söylem, Ayasofya üzerinden iktidar ile muhalefetin “evet ibadete açılsın” yarışı… Gerçek gündemimiz hep ve her zaman kesintisiz bir şekilde işte böyle hasır altı  edilip duruyor…

**

Bir ülke düşünün; yerli ve milli tartışmaları arasında gündemi ayran olan. Ayrandan gündemi olan bir ülkede, ne yazık ki, ne kadın cinayetleri, ne gizlenen işsizlik rakamları, sahte veriler, atanamayan öğretmenler ve çökmüş, batmış, bitmiş ekonominin kalan kırıntılarının üç-beş müteahhite peşkeş çekilmesi  bir türlü gündem olamadı.

**

İlginç ama İstanbul Sözleşmesi gündem oldu birileri istemese de. Muktedirlerin çocukları bile en sonunda az sayıda olsada bir şeylere ses verdi. Göz bebekleri, yandaşları, sahibinin sesi, inadına her türlü lanet olasılığı savunabilecek kadar çukur kalemlerle bile şimdi yargı önünde hesaplaşmaya hazırlanıyorlar.

**

Ve etrafımıza dönüp baktığımızda belki de ülke tarihinde hiç görülmediği kadar bir şeylerden cesaret alan ruh hastalarıyla karşılıyoruz. Ayasofya meselesini dünyaya karşı kazanılmış bir zafer gibi görenler, bağıra bağıra, açık seçik, bangır bangır bağırarak hilafet isteyenler…

**

Kadına, çocuğa, doğaya, sokaktaki bir masum hayvana, insanlığa zerre kadar saygısı olmayan, sevgiden, ahlaktan, vicdandan yoksun siyasal İslamcılar, nereye el attıysa işte orası çürüdü. Allah’ın adını anıp da çocuk evliliği savundular, fetvalar verdiler, bir ölüyle bile cinsel ilişkiye girebileceğini, öz kızına insanın şehvet duyabileceğini söyleyecek kadar aşağılık söylemlere sarıldılar da ne yargı, ne siyasi erk ağzını açıp da bunlara bir kez olsun “dur” demedi.

**

Kafasına fes takan, kavuk takan, cübbe giyip açılışlarda poz verenler, bir tarikat şeyhinin elini öpünce elektrik çarpmış gibi transa girenler, başka bir tarikat şeyhinin, “Allah aşkıyla kendinden geçti, zapt edemedim” deyip önce müridini, sonra müridinin nişanlısını, sonra da annesini bademlediğinin tutanaklarını okudu bu millet… Ve tımarhaneye dönmüş bir ülke…

**

Paçalarından cehalet akanlar, örgütlü cehalet, yozlaşma, kirlenme, koro halinde halka yalan söylemek, diyanetin başındaki gibi lanet okuyup bilmem kaç kere çark etmek… Onlar hep kandırıldı, hep aldatıldı. Onlar herkese ve her kesime seslendi. “Gelin” dediler, “Birlik olalım” dediler. Partilerinden, teşkilatlarından, cemaatlerinden kim kopacak olsa, “Etmeyin, gitmeyin, günahtır, bu ümmeti bölmeyin” dediler. Kendileri birilerine yaklaşınca “Vatansever” oldular. Muhalifler başka kesime gidince onları da vatan haini ilan ettiler.

**

Şimdi her şey yerle yeksan olmuş baksanıza. Eğitim çökmüş, pandemi yönetilemiyor ve vakalar patlamış durumda. Yandaş anket firmaları bile bir çöküşün başlangıcının sinyalini vermeye başladı. Her ne kadar muhalefet, yeterli olmasa da, sağdan medet ummaya devam etse de, öyle ya da böyle bir sona doğru gelindi. Onların tünelin ucunda gördüğünü iddia ettikleri ışık aslında hiç olmadı ve bir hayal ürünüydü. Oysa bir ışık var. Güneş doğacak, ışığa giden bütün yollardaki tuzaklar, o güneşin doğuşuyla kendiliğinden yok olmasa da bu mutsuz çoğunluk bozacak bu oyunu, boşa düşürecek tuzakları…

**

Artık ne Ayasofya, ne uçan ekonomi, ne kişi başına düşen milli gelirimizin bilmem kaç bin dolara yükselmesi, ne din elden gidiyor, ne ümmet, ne hilafet, ne de timsah gözyaşlarına kanmıyor kimse. O paçalarından cehalet akanlar dışında. Bu millet gördü, o gözyaşlarının altındaki sırtlan gülüşünü… Ve

bu ülke, her şeye rağmen yarattığı cellada, kendi öz çocuklarının cesedini yedirmeyecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir