Haftanın Falı

Yüksektesiniz, bir tepe de, heybetli bir kayaya oturmuş uzaklara bakıyorsunuz. Birini bekler gibisiniz, gelmesini istediğiniz ama bir türlü gelmeyen birini. Ama sakinsiniz, sizi gören birini beklediğinizi sanmaz, daha çok düşünen birini andırıyorsunuz, ya da geçmişine bakmaya çalışan biri. Uzun süre oturuyorsunuz, gün kararıyor, gün ağarıyor yine oturuyorsunuz. Yeme içme aklınıza bile gelmiyor, milim milim eriyorsunuz. Yanınızdan gelip geçenler oluyor, biri bile tasalanıp sormuyor, ne yapıyorsun burada demiyor, acıkmışsındır şunu ye demiyor. Hatta kimileri görmezlikten geliyor, takmıyor sizi. 

     Ardınızda dev bir kuş var. Düşmenizi, oraya yığılıp kalmanızı bekler gibi gözü üzerinizde. Sabırsızlık içinde kanadını yarı açmış duruyor. 

     İki kişi var yakınınız da. Ağız ağıza vermişler sessizce, kimseye duyurmadan konuşuyorlar. Biri var ki konuşurken sürekli etrafına bakınıyor. Seni mi konuşuyorlar, seni mi çekiştiriyorlar beli değil. Ama güzel niyetli değiller. 

     Aslında kayaya oturmuş uzaklara bakarken beklediğin ve aradığın huzur. Hiçbir yerde bulamadığın huzuru bekliyor gibisin. 

     Huzuru en çok kendin için ve ailen için istiyorsun. Bulamıyorsun. İnatla çabalıyorsun. Huzuru bulduğun anda bir başka huzursuzluk çıkıyor karşına. Bu durumda iyice kolun kanadın kırılıyor, ne yapacağını bilemez hale geliyorsun.  

     Eve gidiyorsun evdekilerin ihtiyaçları yüzüne çarpıyor huzurun kaçıyor. İşe gidiyorsun iş ortamı ve ücretin düşük oluşu aklına hücum ediyor huzurun kaçıyor. Her şeyden uzaklaşayım, kendimi dinleyeyim diye sokağa atıyorsun kendini, sokaktaki anarşi, karmaşa, kavga dövüş, hırsızlık, cinayet seni daha bir huzursuz ediyor. Ne gazete okuya biliyor ne tv de haber bakabiliyorsun. Kulağına çarpan yalanlar seni deli edecek kadar huzursuz ediyor. 

    Kayanın üstünde otururken şunu fark ediyorsun. Yalnız olduğunu. Sağından solundan her gün binlerce insan akıyor ama biri bile sana yakın değil. İş arkadaşların, mahalledekiler hepsi uzak sana. Sen de onlara ne kadar uzak olduğun anları görüyorsun uzaklara bakarken. Huzurlu olduğun, ailene yettiğin, kimseye ihtiyacım yok dediğin günleri görüyorsun. Bir cenazeye, bir düğüne gönülsüzce gider, mecbur olmadığın yere de gitmezdin, kim ne der aldırmazdın. Onun bunun derdi mi, bana ne der, kimse benim huzurumu kaçıramaz der keyfine bakardın. 

    Bu aralar iki avucunda kaşınıyor, sağ avucun daha çok kaşınacak ama. Sol eline gelen paranın bir katı sağ elinden çıkacak.  

    Yakınlarından iki güzel mesaj alacaksın, bu seni kısmen huzurlu yapacak, neşelendirecek ama yetmeyecek. 

     İki yolun var, ikisi de uzun yol, ikisi de açık yol. Ama huzurun olmadığı için gitmiyorsun. Oysa gitmen gerek. 

     Bir çiçek bahçesinde bulacaksınız kendinizi bir gecenin sonunda, huzursuz bir uykudan sonra. Renk renk çiçekler, değişik değişik kokular, insan sıcaklığı sizi saracak, gülmeyen yüzünüz gülecek. 

     Sağlık: 

     Kimi yerleriniz de küçük ağrılarınız olacak. Gribe yakalanmanız an meselesi. Korona sizi korkutmaz oldu. 

     Aşk: 

     Aşk hayatınızı eğlenceli hale getirmek için daha bir çabalıyorsunuz. Bu çaba vermem gereken çaba diyorsunuz. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir