HER ŞEYİN DİLİ

İnsan zaman akarındaki gelişiminde dilini de geliştirmiştir.  

Dil toplumların omurgasıdır. 

Doğada her şeyin dili vardır. İnsan dışındaki canlıları tek dilli diye biliriz. 

İnsana bir dil az geldiği için zaman içinde anlam derinliği ve genişliği için her konuda diller oluşturmuştur. Örneğin; Yasa, sanat, bilim, kültür, tarih, teknoloji v.s. 

Yaşamda her konu mühendislik ya da uzmanlık gerektirir ve her konunun eğitimi vardır. Bu akar o konunun dilini oluşturur. Ana dilimiz genel dillerin toplamını, anlamlandırılmasını oluşturur. 

Yüz kitap okumuş olanla bir kitap okumamış olan bir olmaz. Yüz kitap okumuş olan okuduğu kitaplardaki faydalı bilgilerle sohbetini, yaşama bakışını genişletir. Bir konuda okumuş ise o konunun derinlikli bilgi sahibidir. 

Fillere not düşeyim; söylenen konu temel eğitimden sonraki süreçler için söylenmiştir. 

Yaşam akarında siyaset halk içinde bir mesleğe dönüşmüştür. Ve onunda bir dili vardır. Örneğin; Partimize üye olana bir gün Saray gezisi, sendikadan istifa edene 2 bin lira ikramiye gibi… Bu noktalar onurun karga yerleridir, güler durursunuz. 

Bürokrasi devletin yetkin dili, Tepe Siyaset’in duygusalları bürokrasinin yöneticisi ve geri dilidir. Höt – zöt etmeye yatkındır. İftira atmaya yatkındır. 

Yaşama karnından bağlı yandaş medya biat diline, yaşama aklından bağlı muhalif medya eleştiri diline yatkındır. 

Geçenlerde Sayın Soylu AYM Başkanı’na ‘işine bisikletle git gel’ dedi. 

AYM Başkanı Sempozyumda ‘Herhangi bir metni eleştirmek için onu okuyup anlamak gerekir’ dedi. 

Sonrasında TGRT Haber programına çıkan Sayın Soylu ‘AYM Başkanının aldığı Komiser Yardımcılarının %41’ini ben FETÖ’den ihraç ettim. 

Bu korkutma dili Anayasal Demokrasinin çok örselendiğinin göstergesidir. 

AYM nakanın canını sıkan bir Demokrasi kararı almıştır. Bakan durumu hazmedemeyip duygusal tehdit diline sarılmıştır. AYM Başkanı korkuyla Bakanın sözünü anlamadığını söylemiştir. Bakan korkuyu az bulup Hükümetin baş düşmanı FETÖ’nü de duruma eklemiştir.  

Şimdi duruma bakacağız, kimin dili kısılacak. Tabi bu arada yandaş medyanın ve muhalif medyanın ‘hakçı’ları ekranın her yanını kapladı. Sanki millet tokluktan boğuluyor. 

Sevgili Okur, elbette insan kahvede, meydanda, sokakta kavgada istediğini söyler. Durumu görenler haksızlığı ve terbiyesizliği kınar. Ama devletin tepelerindeki kavgayı kim ayıplar. Anayasanın ve Yasaların dili susturulursa sorular havada kalır ve medyanın maymunları duygusal davranmış sözcükleri ile durumu geçiştirirler. Bunları Oy Zamanı unutmadan Demokrasi için sandığa gitmek gerekir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir