DERT KÜPÜ MÜ SANDIN BENİ…

Geçen gün bir arkadaş ile sohbet ediyoruz. ‘herşey gençliğimizdeki perişan türkülere döndü’ dedi. Örnek dedim. ‘Dert küpü mü sandın beni / O bile olsa çatlar’ dedi.

Gençliğimizde Baba (Müslüm Gürses) ne güzel söylerdi bu türküyü. Aşk havasında söyler dinlerdik. Tanığımız Sular’daki kaldırım üzerindeki birahane masaları idi.

O zamanlar tl kıymetli idi. 4 kişi 20 – 30 bira içerdik. Parayı veren arkadaş örselenmezdi. Şimdi olsa pavyon hesabı gibi olur.

Arkadaşım haklıydı. Ak Partili cumhurbaşkanımız Erdoğan bir şiir için hapise girdiğinde çok üzülmüştü. Hapisten çıktı. Genel başkan oldu. Seçimde partisi iktidar oldu. Erdoğan’a muhtar bile olamaz diyorlardı. Bizde bu durumu eleştiriyorduk.

Sayın Baykal doğru olanı yaptı. Yasağın kalkması için elini değil, gövdesini taşın altına koydu. Yasak kalktı. CHP’nin Siirt milletvekili istifasını verdi. Sayın Erdoğan ‘Planlı Seçim’e girdi, seçildi geldi meclise. Yemin etti, göreve başladı.

Arkadaşım sevinçliydi ve bizlerde Demokrasinin gereği yerine geldi dedik.

Bir geldi, pir geldi. Arkadaşım son iki seçime kadar oy verdi. Öncesinde saçma sapan Kumpas Davaları’na sövmeye başlamıştı. Ama yine de hazmediyordu.

Emekçi biriydi. 1300 küsur liradan emekli oldu. Kılıçdaroğlu’nun sayesinde ikramiye aldı. Çocuğu asgari ücretli idi. Kılıçdaroğlu’nun sayesinde maaş artışı yaşamına yetmese de buna da şükür dedi.

Şimdi dert yanıyor ‘bizim evden kimse oy vermez’ diyor.

Başladığı namazına evinde devam ediyor, camiye gitmekten vazgeçmiş.

Zaten doğru dürüst cemaat de kalmamış camide.

Çay Ocağı’nın ön tarafında oturuyorduk. İki çay söyledim garsona. Sonrada gençliğimizin türküsünü mırıldanmaya başladım. 

Dert küpü mü sandın beni

O bile olsa çatlar…

Sevgili Okur, Yazının sonuna 3 nokta koydum. Acep beni de hükümet dava eder mi ola.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir