ZİR’İN ZİR’İ, CEHENNEM’İN DİBİ ve PEKER…

Hayat bir köşe kapmaca

Köşeni bir kaptır da gör

Düşene dost olur sanma

Yolunu bir şaşır da gör.

Ne dost kalır ne sevgili

Deli olur insan deli

Uzanmaz bir dostun eli

Huzurunu kaçır da gör.

Gençliğimizin sabır sesi Müslim baba 80’lerde yıkıla yıkıla albümünü çıkarmış, Hayat Bir Köşe Kapmaca’yı söylemiş, birkaç arkadaş akşamları şarap – börek alıp Seyhan kıyısına gidiyoruz. İçip söylüyoruz; Huzurunu Kaçır da gör.

Askeri Darbe olmuş, yüz binlerce genç işkenceden geçmiş, yargılanıyorlar. Kimisi idam edilmiş. Namussuzun biri çıkmış ‘asmayıp da besleyelim mi’ demiş. Sonradan ABD darbecilere ‘bizim çocuklar’ demiş. Darbecilerin ve sonrasında gelen hükümetlerin her yanı ‘sağ siyasa’dan seçilen muhbir, katil elemanlarla doldurulmuş. ‘Sol siyasa’ya bulaşamayan b.k içlerine tamamen sinmiş. Her şey rahat geçim, ün, para için. Görevin iyisi, kötüsü anlamını kaybetmiş!

Acının katmer yeri 80’li yılların ortaları. Bir yanda Ahmet Kaya Şafak Türküsünü söyledi, öte yanda Müslim Baba Yıkıla Yıkıla’yı. Derin Devletin her yanı kin, öfke, zulüm! Sonraki gelen hükümetlerde ondan geri kalmadı. İşçiden, memurdan, emekliden sökülüp çalınan Sosyal Haklar seviyesine hala gelemedik. Gelemiyoruz. Getirmiyor Haramiler. Daha çalacakları çok şey var!

90’lar 80’lerden daha kötü geldi. Hükümetin her yanı çeteleşmişti. Çiller’in adı bakanlığı zamanında Almanya da bir mahkemede ‘uyuşturucu ticaretini korumak’la geçti. Sonrası Başbakan! Faili meçhuller, Cumartesi Anneleri, Susurluk’taki kamyon Hükümetin ve Derin Devlet yapılanmasının yüzündeki Melanet örtüsünü biraz’cık açmıştı.

Aralık 96’da Türkiye de uyuşturucu kaçakçılığından aranan ve Hollanda’daki ceza evinden salıverilen Hüseyin Baybaşin iki kaset halinde kendisiyle görüşenlere yaptığı itiraflarda ‘1980’den itibaren Şükrü Balcı ve Mehmet Ağar’ın kendisine verdiğini öne sürdüğü polis kimlikleriyle, polise ait silahlarla ve yeşil pasaportlarla nasıl rahat dolaştığını’ anlatıyordu. O silahlar hala kayıp! Sahi, Anavatan Partisi Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın Macaristan’da burnu neden kırılmıştı? Saldırganlar hala kayıp!

Mehmet Ağar Kaymakamlıktan Emniyet’e geçince çabuk yükseldi. 1984’te İstanbul Emniyet Müdür yardımcısı, 1993’de Emniyet Genel Müdürü, 1995’de milletvekili oldu. 1996 Mart’tan Haziran’a Adalet Bakanı, Haziran’dan Kasım’a İçişleri Bakanı oldu. Neler oldu neler. Sonrası sözde bir gölge durumu!

Yıllar geçti, devir döndü, Ak Parti Hükümet oldu. Yine aradan yıllar geçti, Ak Parti her türlü yorgunlukla birlikte Dini, Ahlaki ve Siyasi Taban Erozyonu yaşadı. Bir kısım ayrılanın dili çözüldü. Bir kısmı da suskun ve verilene razı! 

Ensesini sıvazladıklarına ödüller de veriyorlar. Bak, sıcak örnek Zerrap! ABD’de lüks esaret hayatı yaşıyor. Dedikleri mahkeme üzerinden ensede boza pişiriyor. Dubai’deki Peker başka! Bütün mizahçıların işsiz kaldığı zamanlarda milletin imrendiği oldu.

Bir anımsatma; 80’lerde birkaç milyon dolar yok etmek! haberdi. 90’larda yüz milyon dolarları yok etmek! haberleşti. Şimdi de bütün dikkatimizle 128 MİLYAR DOLAR NEREDE diyoruz. Maşallah Sağ Siyasa her şeyi büyüttüğü gibi, hırsızlığı da büyütüyor!

Bahçeli 2016’da ikinci kalp ameliyatını oldu. Sonrasında yaşama ve demokrasiye bakışı değişti! MHP modernleşen karakterinden vazgeçip eski karakterine döndü. FETÖ kalkışması Erdoğan’a bağlılığını pekiştirdi. Şimdi 100 maddelik Anayasa Taslağı hazırlayıp Reis’e sunmuş. Acep Başkan 5 kere de seçime katılabilir, de demiş midir!

Kelebek Operasyonu ile yakalanan Ergenekon Davası ile serbest bırakılan Medyatik Mafya Lideri Sedat Peker Turancı bir siyasi kişiliğe dönüştü. ‘Oluk oluk akıtacakları kanlarla banyo yapacaklarını’ da söyledi yahu. Demokraside mi yaşıyoruz, Faşizmde mi! Belli değil. 

Demek ki ülkede bir kısım gizli ve derin seçilmiş / atanmış faşizm kültüründe darbe hayalleri yaşıyor! 

Ensesi sıvazlanan şaşkın her pencereye taş atarmış.  

Turan dediğin oluklardan kan akıtmaksa, yerin dibine batsın böyle bir düşünce ve sistem. Yok! Demokrasi içinde darbe yapmaksa, onun örnekleri doyurdu artık Vatanı – Milleti.

Bahçeli gençlik arkadaşı ve kendi döneminin mafya lideri Çakıcı ile ceza evinde görüştü. Koltuk Değneği olduğu Ak Parti’yi af’fa razı etti. Çakıcı serbest kalmadan Peker ülkeyi terk etti, Eğitim için olduğunu söyledi!

Tabi o süreçte çekirdek Mafyası videoları bol yayınlandı. O, Şu, Bu, Öteki, Beriki! Sonrasında bir sessizlik oldu. Bu arada internet ve ekran ibibikleri ötüşüp durdu.

Derken 2021 Nisan’ında Peker’in evine ve 5 ilde adamlarına eşgüdümlü operasyon yapıldı. Bir an ‘Peker yoksa başka şehirlere de halife mi atadı! diye sorular aklımdan geçmedi değil. Ulusal’ın yerelinin de olması gerektiğini düşünmüş olabilir. Kahretsin! Bir türlü gülme imi koyamıyorum. 

Yurtdışına kaçmış birinin evine sabahın erinde silahlı baskın yaparak çocukları korkutmanın utancı bu tür operasyonları yapanların yüzüne her zaman bulaşmıştır. Amirin ayıbı mıdır, memurun ayıbı mıdır bir türlü anlaşılmaz bir durumdur bu. Genel algıda amire yüklenir düşüncesizlik. Hükümette zaten tüccar, kindar ve dindar! Amir – memur ne yapsın!

2, 6, 9 Mayısta Sedat Peker birer video yayınladı internet üzerinden. İddiası Mehmet Ağar Derin Devletin başı! Derin devlet deyince Zir’in Zir’i, Cehennemin Dibi mi oluyor? Yani! Ağar’ın ne olduğunu

Türk Solu bilir.

Hele Susurluk’tan sonra! Ama Mafya Dünyasının önde gelenlerinden birinin bunu ifşa etmesi kurban da olsa anlam kazanıyor. 

Peker’in iddiası Ağar’ın oğlu Tolga da babasına çekmiş! 

Mubariz’in çökertilmesi, gazeteci kızın ölümü filan. Bunlar normal yayınlardan bildiğimiz şeylerde olsa ülkenin dikkatini çekti. İzlenme sayısı milyonları geçti. Yoksa önceki paylaşımları pek ilgi görmemişti.

Sanırım elbette kitapta karıştırmış! Söylediklerinin örnek esprilerini yıllar öncesinden rahmetli Erdal Tosun yapmıştı! Genelde bu şaşırma ünlemini gülme imi olarak koyuyorum.

Hükümet ve Cumhur İttifakı tepkisine gelince Derin Baş’tan pasif, Sorumlu Bakan’dan aktif açıklama geldi. O da yerin dibine battı! Siyasi Mefta düştüğü çukurda çırpınır durur gayrı. Peker’in neleri varmış yahu; Abisi, Ablası, Dayısı, Emmisi, Medyası, Örgütü, Dış Güçleri, falanı – filanı!

Ayıp yahu ayıp! Vatana da ayıp, Millete de ayıp, Dünyaya da ayıp! Saray duruma niye suskunsa, onu da anlayamadık daha!

Üstüne üstlük samimi savcılara da yolu iyi tarif ediyor. Gerçekten incelenmesi gereken konular. Bu hükümet zamanında olmazsa, önümüzdeki hükümet zamanında olur inşallah.

Birazda eleştiri; Mitinglerde yanında taşıdığı İsmailağa Takkelisi esaretinin tanığı mıdır, yoksa başarısının kanıtı mıdır, açımlanması gereken bir konu. Örtüyü biraz açsa iyi olur.

Önce şunu belirteyim; Peker’in sözlerine baktıkta, bizim gibilerle işi olmaz. Kalemin silah ya da aydınlık olmasının arasında derin bir uçurum vardır. Orayı da seçecek duruma gelmiş!

Fetih zamanlarının Akıncı Geleneği’nde iki önder olurdu. Alperen ve Fakih! Şimdiki zaman ise Demokrasi ve İnsan Hakları! 

Parmak kesme eski bir Türk Geleneği’dir. Parmak Damgası denir. İddiayı değil Biat’ı imler. Kişi yoluna öleceği kişinin adına sırça parmağının ilk boğumunu keser ve akan kanıyla o kişinin kapısını damgalar.

Türk Solu’na da sataştı bu arada; Aranızdan bir tane kahraman çıkaramadınız, diye. Demek ki Gezi Eylemleri’ne katılan milyonları, Adalet Yürüyüşü’ne katılan milyonları görmemiş, görememiş, ya da anlayamamış. Onların hepsi bu çağın Yaşayan Efsaneleri’dir. 

Sağ Siyasa tarihinde böyle eylem yapabilmiş midir Sedat Efendi! İstersen bir de bu taraftan bak sözüne. Türk Solu ne sırtını – ensesini sıvazlatır, ne de eline silah – güç verilerek kayrılmayı hazmeder. Amacı Demokrasi ve Anti emperyalist olmaktır. Cin Ping Perinçek oraya dahil değil!

Allah, İnanç ve İman insanın iç yolculuğu ve arayışıdır. Konu derindir. Cehalet Cüppeli gibiler Allah’ı insanlaştırır. Ve insan gibi durmadan insani şeylere karıştırırlar. En yenisi İsrail’in Kudüs saldırısı! Hangi İsrail komutanının ağzında dili, saldıran askerin tetiğe basan parmağı taş oldu. Allah kıyamet gününün bekleyenidir. Bütün kitaplarda bu, böyle belirtilmiştir. İnsan bu dünyada yaptığı ettiği şeylerin orada hesabını verecektir. Suçun ve Suç Ortaklığının dönekliklerini Allah’a mal etmek niye?

Sevgili Okur; Sedat Peker şimdi ‘günahların ve günahlarının fenomeni’. Sonraki videolarını dediği Derin Devlet’in bilinmeyen operasyonları üzerine kurgularsa, milyonlar izlemeye devam eder. Niyet barışmak ve eski günlere dönmekse silinir gider ve ilk iktidar değişiminde hücresine geri döner.

Yazının başında söylediğim Müslim Baba’nın ‘hayat Bir Köşe Kapmaca’ türküsünü içinde bulunduğu bütün duygularla harmanlayarak günlerce dinlemesi gerek. Müzik ve sözlerin etkisi ile her hücresinin kavrulması gerek. Belli mi olur, belki Anka Kuşuna dönüşür!

Vatandaş yaşamı Savunmasız ve Korunmasız yaşarken, böylelerinin Sağ Siyasa Hükümetleri zamanında korunmalı, kayrılmalı yaşamlarını unutmadan sandığa gittiği zaman, daha güzel günlere gideceğimizden eminim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir