ERDOĞAN’IN ARKADAŞLARI ve NASS!

Vatanın ve Milletin üzerinden ağır bir silindir geçiyor. Özal Dönemi gibi, Çiller Dönemi gibi. Devlet yönetmeyi duygusal yönelmelerinden dolayı beceremeyen Sağ Siyasa her alanda Melanetini yoksulun, fukaranın üzerine kasırga gibi salıyor. 

Erdoğan arkadaşları ile Nass yaptıklarını söyledi. Sonra da döndü Tüsiad’a yüklendi. Millet ilk olarak bir sessiz anlaşmanın yapıldığını duydu. Hem de ıvır zıvırdan değil, birinci ağızdan! 

Konu hakkında her tarafa tuhaf sorular saçıldı.  

Önce Nass’a değinmek gerek. 

Nass, açık ve net olan kuraldır. Kur’an ve Sünnet’tir. Ebu Hanife İslam’ın nasslarını iki kısma ayırır. Taabbudi (İbadete ilişkin) nasslarda hükümlerin illetleri (kıyas, neden, niçin) aranmaz, sorulmaz. Adana’dan büyüğümüz Doktor, Yazar, Araştırmacı Ömer Uluçay  ‘suyu bulunca Teyemmüm biter’ der.  

Bu durumda ‘ya hocam iki vakit daha teyemmüm yapsaydık’ denmez! 

Asr’ı Saadet sonrasında Fıkıh ilminin gelişimleri ile zamanın ve şartların değişmesi Kamusal Nass’ları da gündeme getirdi. Ebu Hanife bu konuda İllet’i (neden – niçin), İstihsan’ı (çağsal yeniliklerin Kur’an ve kamuya uygunluğu), Örf’ü (genel ve yerel adetleri göz önünde bulundurmak), Maslahat’ı kamu yararı) zorunlu tutmaktadır. Örnekleri Hz. Ömer’in uygulamalarında görülür. 

Söylenen Nass’ın zamana uygun Şura’sı kimlerden oluşmaktadır, bu da bir gizlilik içinde! 

‘Üzerinde ortaklaşa görüş beyan edilen iş ya da şey’ nedir? Faiz mi? Kur mu? Üretim mi? Kim, neye göre şura’ya girmiştir? 

Elbette sorular çoğaltılabilir. 

Erdoğan’ın arkadaşları kim sorusu Tüsiad kızgınlığında ele alındığında ortaya anlamsız bir durum çıkıyor. Bütün dünya biliyor ki, Tüccar – Kindar – Dindar ve AK parti genel başkanı da olan Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın dostları kendi Koruma Şemsiyesi altında bulunan sermaye grubudur, cemaatlerdir, vakıflardır, derneklerdir. Ha! Bir de küçücük ortakları vardır. İftira Fabrikatörü Cin Ping Perinçek ayrı! 

128 milyar doları yok eden damat’ın affının onandığının teyitini hala bilmiyoruz. Nedeni aynı ekonomi politikasının devamlılığıdır. Az değil! 128 milyar dolar dediğin devletin bir yıllık bütçesi. Verilen zarar inat yüzünden her geçen gün daha da büyüyor. 

Yandaş Sağ Siyasa yalnızca sıkıştığı durumların dillendirilmesinden rahatsız. Evdeki tencere umuru değil. Bu şartlarda Muhalefetin yandaş sermaye grubunun hammadde girişini de araştırması gerekir. Bir yıllık hammaddesini sağlayan kuruluşlar böyle bir durumda çok yüksek karlar elde eder. Kriz sonrası eli, yapısı çok güçlü olur.  

Bunu neden mi diyorum? Erdoğan uyguladıkları saçma sapan ekonomik politika açıklamasında önümüzdeki yıllarda düzelecek her şey diyor.  

Ortada bir de Çin Modeli söylentileri var. Var ama senin yapın – ekonomik bünyen buna uygun değil! Çin’in milli ekonomik birikimi Asya’yı besler. Batının uyguladığı ekonomik baskıları, Çin Parasının değerini düşürerek atlatır ve dünya pazarını genişletir. Halkı bunu üretim gücü ve Milliyetçi geleneğinden dolayı hissetmez. 

Ak Parti Hükümeti son on yıldır her alanda üretim yapılarını girdi, enerji ve vergi artışları ile bozduğu için, bütçeler zay oldu, birikimler zay oldu, yapılar zay oldu. Cumhuriyet birikimi kurumlar satışlarla zay oldu. Ucube Tek Adam Sistemi ile Anayasa zay oldu, Adalet zay oldu, Özgürlük zay oldu, Sendikaların, derneklerin ve siyasi partilerin doğal muhalif yapıları zay oldu. Devreye Damat üzerine bir de Pandemi girince Vatandaş dolar altında külli zay oldu. 

Tüsiad perde arkasından kolay bilgi sağladığı için hükümetin uyguladığı ekonomik politikaya karşı açıklama da bulundu. Ki, Tüsiad’ın aynı tarafta oldukları için hükümete karşı açıklama da bulunması Millet’i şaşırttı, Muhalefeti şaşırttı. Tek hedefi kar olan kurum bunu niçin yaptı sorularını düşünmek beyin jimnastiği ister! 

Uygulanan saçma sapan ekonomik politikaların getirisi durmadan millete ‘yastıkaltı altınları bozdurun, dövizleri bozdurun’ yalvartıları ile açıklanamaz! 

Unutmadan milliyetçi muhafazakarların bir bölümünün bölücü ‘portakal bıçaklamaları, sahte İphone telefonları balyozlamaları, sahte dolar yakmaları gibi eylemlerini ve kefenle yola çıktık teranelerini ve her durumda Terörist yaftalamalarını da belirtmek gerekir. 

Camide içki içen teröristlerin görüntüleri hala sözü söyleyenlerin alnında leke olarak duruyor. Soğan ve Patates teröristleri hangi cezaevinde bilmiyoruz. Yeni teröristler market zinciri sahipleri her yandan hükümete yanıt verdi ‘biz terörist değiliz’ diye. Şimdi sokağa tencere – tava ile çıkanlar terör listesinde! Cumhur İttifakı’nın iftiralarına gül gülebildiğin kadar!

Küçük Horoz Kılıçdaroğlu ‘milletle helalleşeceğiz’ dedi. Cumhur İttifakı ve medyadaki bütün papağanları yağmalayacak yeni bir söz buldu. Sözü Cumhuriyet ve Demokrasi algısında açıklayayım. Millet İttifakı iktidara gelince yüz yıllık gelinen yolda yapılan yanlışların özrünü dileyecek ve gereken iade-i itibarları devlet adına yapacak. Cumartesi Anneleri de bunun içinde, Diyarbakır Anneleri de!  

Sayın Akşener’in Denizli Mitingi ‘bu daha sizin iyi günleriniz’ tehditlerine yanıtıdır. Halk içinde onurlu Sağ Siyasanın toparlanmasıdır. 

Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki günlerde planlanan Mersin Mitingi ‘ben ekonomistim, ben bilirim’ kibrinin ‘Yerli ve Milli’ yanıtı olacaktır. 

Sonrasında sıra Babacan’ın halk içindeki oy yüzdesini artırmak olacaktır. 

Sahi! Cumhur İttifakının adayı kim olacak?  

Halktan saklanarak yapılan Bütçe Görüşmelerinden kaçan Soylu mu?  

Halka ‘nankör’ diyen vekil mi?  

Halka ‘ayda yarım kilo kıyma yiyin’ diyen vekil mi?  

Halka ‘kolaylıkla ev alınabiliyor’ diyen vekil mi?  

Halka ‘müptezeller’ diyen baş danışman mı? 

CHP ve İyi Parti fobisi olan Bahçeli mi? 

Anketlerde diğer paydasında asrın yarışı içinde bulunan Perinçek – İnce – Destici mi? 

Vesselam soru çimlere ağır gelir, filler zaten kimi ezdiğinin farkındadır! 

Sevgili okur; ülkemizin borcu milletimizin gelirini geçmiş. Yani herkes bir yıllık gelirini verse bu borç bitmez! Çocuklarımızın ve torunlarımızın derdine düştüğümüz günlerde hükümetin ekonomi politikası bu günlerimizi de bitirmiştir.  

Unutma, benim bu sözlerim hava – civa! Sandık orta yere gelecek ve sandığa Vatan Millet aşkıyla gitmek gerek! Aşk’ola, gün ola, harman gele… 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir