EKONOMİK KURTULUŞ SAVAŞI!

Bizim yaşlıların güzel sözleri vardır insana ders veren, akıl veren, yol veren. Milyonlarca kez yaşanmıştır, sınanmıştır. 

Allah insanı eğri sözleri ile sınamasın, derler. 

Allah insanı eşi ile sınamasın, derler.  

Allah insanı evladı ile sınamasın, derler.  

Bir de yaptığı işi geri dönümsüz bozanlar için ‘sıçtı, suratına sıvadı’ derler. 

Aklımdayken, önce şuraya rüzgarda düz giden bir taş koyayım! 

Kelebek sürücüsü Ahmet Hakan, yanında zorunlu kankası ve ağzındaki ekmek küreğinin tadını unutamayan Hakan Bayrakçı ile İ. Melih Gökçek’i programa almışlar gevelemeye. Gökçek’in haline baktıkça harcanmış olmanın hazımsızlığını görüyoruz. Hedef Mansur Yavaş, ki, artık konumundan dolayı bayramda bile elini sıkabilme şansı bile yok. (Vallahi ben ondan şanslıyım, sıkabilirim.) 

Gökçek’in dili başka, tevilleri başka! Bütün belgeler elimde diyor. Zart diyor, zurt diyor. Cumhur İttifakının iftiralarının kötü versiyonu ya da adaleti aldatanların kötü versiyonu, belge dediği şeyler zamanı karıştırılmış twitler! Yani Abidik gubidik şeyler. Savcı olsam, elinde dosya ile gelse, direk Kurttepe’ye havale ederim. Baba – oğul karakter DNA’larını ölçtürseler sanırım %99 çıkar eşlemi. 

Ben yaştakilerin dedeleri Atatürk’e eş düşer. Canlarını, kanlarını, ömürlerini vererek, Osmanlı’nın cesedinden ve yedi düvelin işgalinden Vatanı kurtarmışlar. Başkomutan Mustafa Kemal! 

Ülkeyi yeniden kurmuş kurtarıcılar. Bağımsızlığı başat etmişler. Çok çalışmışlar. 1950’ye kadar bütçeleri hep fazla vermiş. Birçok alanda üretime dayalı hamleler yapmışlar, tesisler kurmuşlar. Gavura minnet etmemişler.  

Osmanlı’nın asalağı ve toplumun kurdu olan Tekke ve Zaviyeleri kapatmışlar. Eğitim – öğretimi yaygınlaştırmışlar, kademelerini artırmışlar, kadın haklarını eşitlemişler, kulluğu bitirip vatandaşlığı başlatmışlar. Toplumsal ve ekonomik şartların elverdiğince yapmaları gerekenleri yapmışlar. Üretim gücümüzden dolayı Gavur Parası’nın kıymeti Vatanı ve Milleti ezememiş. 

Vatanın Kurtuluş Savaşından sonra da Ekonomik Kurtuluş Savaşını kazanmışlar ve geleceğin programlarını da belirtmişler. Helal olsun onlara bu yaşam. 

Ülkenin baş belası, Saltanat düşkünü yaşamın simgesi, Demokrasinin bozanı, tekke ve zaviyelerin hamisi sağ siyasa Özal eliyle Cumhuriyetin kazanımlarını satmayı başlattı. Erdoğan Hükümeti ve Cumhur İttifakı satışta zirve yaptı. ‘Babalar gibi satarım’ diyen şimdi öte yanda sorgu vaktini bekliyor. 

Sayın Erdoğan diyor ki ‘dikili bir taşları yok.’ Elbette siyasette yalana herhangi bir ceza yok. Cumhurbaşkanı’na da herhangi bir yaptırım yok! Denetleme yok! Vatana İhanetten başka suçlama da yok. Ak Parti Hükümetlerinin Vatanın nelerini sattıklarının listesine gerek yok. Her şey ortada, her şey göz önünde!  

Bakanlıkların ve belediyelerin eğri işleri, kanunun kenarından dolanmaları, fıkradan fıkraya atlamaları Sayıştay’ın bitmez derdi. 

Sayın Erdoğan diyor ki ‘ ben ekonomistim, ben bilirim’. On dokuz yıldır saçma sapan zam oranları ile sabit maaşlıları sürekli örselemiş. Çalışanı çalışmayanla tehdit etmiş. Ülkeyi ucuz iş gücü Cennetine çevirmiş. Ülkede çalışan sayısının % 50’den fazlası asgari ücrete mecbur kalmış. Asgari ücretin iki – üç yüz lira üzerinde veren kurumlar işçiyi on – on iki saat dolayında çalıştırıyor, denetim yok. Millet içinde konuya uygun dedikodu da çok. Allah’tan CHP’li belediyeler var. 

Küçük bir belirteç; 2002 yılında asgari ücret ile yedi çeyrek alınırken, bu gün dört çeyrek alınabiliyor. Çeyreklerin yaklaşık yarısı gitmiş! 

2002 yılında açlık sınırı; 133 tl. Asgari ücret; 184 tl. Yoksulluk sınırı; 310 tl. Öğretmen ücreti; 635 tl. Cumhurbaşkanı ücreti; 5279 tl.  

Sınırlar ve ücretler birbirine yakın olmadıkça adalet bozulur.  

Bir de belirtmem gerekir. Açlık sınırı çalışmayan vatandaşa devletin Sosyal Yardım Payı olmalıdır. 

Asgari ücretin belirlenmesi hedeflenen enflasyona ayarlanırken Hükümet ve İşveren işbirliğinde İşçi Temsilcilerinin elini kolunu bağlar hale getirmiştir. Hakem Heyeti ise mecburen özerk olmadığı için hiyerarşiye bağlıdır. Ver emiri geçsin hazır ol’a! 

Sayın Erdoğan Millet’e üç – beş çocuk yapın derken, Asgari Ücretin çalışan tek kişi üzerinden yapıldığını bilmiyor mu acaba? Karı – koca çalışacaksın, çocukları kime bırakacaksın?  

Bir de kadının çalışmasına karşı olan Cemaatlerin dini algılarını ve Akademisyenlerini ne yapacaksın? Utanmaz adam, anasının çamaşırına bile hazla bakıyor! 

Merkez Bankası ve TÜİK millet içinde güven durumu en çok eksilen iki kurumdur. Özerklikleri kuşku altında ezilmektedir. 

Cumhur İttifakının emekliye, memura, işçiye bu güne dair verdiği bir şey yok. Verdiği her şey saçma sapan enflasyon tahminlerinin iki ayda kurbanı oluyor. 

Daha fazla verecekleri hep yarınlara! Petrol buldu, Doğal Gaz buldu, Altın buldu, Gümüş buldu, Uzay liğine girdi, Helikopter yaptı, Uçak yaptı, Tank yaptı, Gemi yaptı, hala halkın bütçesine bir yansıma ya da herhangi bir verginin eksildiği olmadı. 

Cumhur İttifakı başkanlarının birbirlerine ettikleri hakaret sözlerini dünya biliyor. Durum canciğer kuzu dolması! Yeter ki iktidar olsun! 

Söz de damat gitti. Markalı geçiş gibi bir bakan giderken öteki bakan geliyor. Bir başkan giderken öteki başkan geliyor. Onur’u özerkliğe kurulu kurumun her yanı hiyerarşiye bağlanmış. 

Adam çıktı, bir de ‘ekonomik kurtuluş savaşı veriyoruz’, dedi. 1.5 lira olan doları 19 yılda 14 liraya çıkartmışlar, hala suçlu dış güçler, dış mihraklar. Allah insanı söz ve davranışları ile sınamasın! 

Evet, Sevgili Okur, Hükümetin yanlış politikalarından dolayı 19 yıldır Vatan ve Millet olarak yoğun bir hazine ve bütçe talanı altında Ekonomik Kurtuluş Savaşı veriyoruz. Daha fakirleşiyoruz, daha yoksullaşıyoruz, yaşam kalitemiz ve huzurumuz her geçen gün daha da bozuluyor. 

Hasan Balıkçı Parkındaki Emekli Dinlenme Evi’nden İbrahim Lüle Ağabey’in bir fıkrası. 

Orijinal anlatım. 

Adam doktora gelmiş. Yaş altmış beş. Güzel yaşamış, kabadayı yaşamış. Doktor sonuçlara bakmış. ‘Alkol yok. Sigara yok. Yağlı yok. Ekmek yok. Şeker yok. Baharatlı yok.’ Adam doktorun sözünü keser. ‘Tamam doktor tamam. Sen ne dediğinin farkında değilsin. Ben ömrümde her naneyi yedim, içtim. Ölmek ölmekte, hırlamak ne s.k.m lan! Her şeyi yok ettin,’ der. 

Anlayana, bilene sivrisinek yeter, anlamayana kurt uluması aslan kükremesi az gelir! 

Sevgili Okur, bu sözleri benim söylememi sinek vızıltısı olarak da görebilirsin, samimi bir uyarı olarak da. Önemli olan sandık zamanı Vatan – Millet sevgisi ve karşı çıkacak cesareti yüreğinde besleyerek sandığa gitmen olacaktır. Zarar her geçen gün büyüyor. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir