Avcılık Cinayettir

Hobilerimiz vardır bizi eğlendiren, bizi neşelendiren, bizi güldüren…  Fırsat buldukça, fırsat yarattıkça hobilerimize yöneliriz. Bundan daha güzel ne olabilir. İnsan hobileriyle dik durur, sağlıklı durur. 

     Kuşkusuz buna kimsenin itirazı olamaz. Çalışmak kadar hobilere yönelmekte bir gereksinim, insanı gereksinim. Mesela dostlarla buluşup oyun oynamak, kır yürüyüşleri yapmak, piknik yapmak… Bu hobileri çoğaltabiliriz. Bu hobiler bizi dinlendirir, ruhumuzu diri tutar, iş hayatımıza döndüğümüzde üretken yapar, zorsunmadan işimizi yaparız ve kaliteli iş üretiriz. Dinlenmeksizin, hobilere zaman ayırmaksızın her gün on saat çalışan biri kaliteli ürün veremez, kendini keyifle işe veremez her şeyden önce, bu da iş kazalarına davetiye çıkarmaktadır. Çünkü iş kazaların çoğu mesai bitimine doğru olmaktadır. Yorulan bedenin ve yorulan zihnin dikkati azalır, düşünemez oluyor. Durmaksızın, dinlenmeksizin çalışmak kaliteyi düşürür. Çok kâr etmeyi hedefleyen kapitalistler bunu düşünmüyor, varsa yoksa üretim, ucuz üretim, çok üretim. 

     Avcılıkta bir hobi olarak görülüyor. 

     Para karşılığı canlar satılıyor. Bir geyiğin bedeli 37 bin liraymış! 

     Gerçekten de avcılık bir hobi midir? 

     Hobiler neye göre belirleniyor, biz nelere hobi demeliyiz? 

     Spor dalları var. Okçuluk ve cirit atma gibi. Dövüş dalları da spordan sayılıyor. Futbolu, voleybolu, güreşi, jimnastiği, koşuyu spordan sayabiliriz de boksu, king boksu ve benzeri dövüş dallarını spordan saymak doğru mudur? 

     Sporda şiddet olur mu? 

     Spor şiddet midir? 

     İnsanların canını yakarak, kanlar akıtarak yaptıkları şeye spor denilebilir mi? 

     İnsani olmayan sporlara spor denemez. Şiddet içeren bu dallar spordan ve insan hayatından çıkarılmalı. Bunu devlet yapmaya bilir, kapitalistlerin temsilciliğini yapan iktidarlar bunu yapmaz, ama biz yapabiliriz. Çocuklarımıza bunu anlatıp, dövüş eğitimi veren salonlara göndermemeli. 

     Öyle bir kavram kargaşası içindeyiz ki ve bizi öyle bir kavram kargaşası içine sokuyorlar ki beynimizi dumura uğratıp doğru ile yanlışı ayırt edemez hale getiriyorlar; sistem bu konuda çok başarılı. Eğitimden ve sorgulamadan uzak olanlar bu karmaşa içine giriyor, boksu spordan saymaya başlıyor. 

     Mevcut eğitim sisteminde sağlıklı, güzel düşünen, insana yönelik üretim içine girecek insan yetiştirmek oldukça zor, hatta imkânsız gibi. 4+4+4 sistemi insanı doğal ortamından, sevgi ortamından çıkartacak bir eğitim sistemi. Şimdi buna okul öncesi, ana sınıflarda din eğitimin verilmesi ekleniliyor. İnsan bu eğitim sistemine karşı durmadıkça kendi sonunu hazırlayacak. Şiddet üreten insanlar üreteceğiz. Dolayısıyla sapla samanı birbirinden ayırt edemez hale geleceğiz. 

     O zaman diyeceğiz ki avcılık bir spordur. 

     Şiddet içeren her şeyi sporun ve hobilerin içine alacağız. Kan akıtmak, acı çektirmek bize heyecan ve zevk vermeye devam edecek.  

     Ring de bir insanı öldüresiye dövmenin neresi spor olabilir? Ve bir insan birini öldüresiye dövmesinin altında ne gibi bir insanlık yatar, vicdan bunun neresinde? 

     Adam eline oku, tüfeği alıyor dağa, bayıra çıkıyor veya safarilere katılıyor, kalleş gibi pusuya yatıyor, bir geyiği avlıyor, bir kuşu avlıyor. Can alıyor, kan akıtıyor ve bununla da neşeleniyor, gururlanıyor. 

    Buna da gerekçe hazır her canlı avlanıyor, yaşamak için avlanmak gerek! 

     Ama biz yaşamak için avlanmıyoruz ki eğlenmek için, öldürmenin hazzını tatmak için avlanıyoruz, fark bu! 

     Ayrıca öteki canlılar cinayet işlemiyor, avını yakalayıp yediğinde gururlanmıyor, yaşamak için ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Bir aslan bir geyiği veya bir timsah bir aslanı nasıl yakalayıp hayatını devam ettirmesini sağlayabilir ki? O geyiği bayıltarak, canını yakmadan yiyebilir mi, bu kabiliyeti var mı, gelişmiş mi bu becerisi? Bir geyiği elbette ki dişleriyle parçalayarak yiyecek. Başka alternatifi yok. Doğadaki canlılar birbirlerini yiyerek hayatta kalabilirler. 

     Öyle ki bunu vahşilik olarak da gören var. Timsahın avını parçalayarak yemesi vahşiceymiş. Hayır! Bu doğal beslenme türüdür. Vahşilik insana dairdir. Hiçbir canlı gereğinden fazlasını yakalamaz. Acıkınca karnını doyurmak için sahaya çıkar. On tane yakalayayım, saklayayım, acıkınca yerim demezler, bunu yapan insandır. İşte vahşilik tam da burada başlıyor. Keyfimiz için bir ayıyı, bir domuzu, bir ördeği, bir geyiği vurmamız spora girmez, hobiye girmez cinayete girer. Yaşamak için koyun, dana, kuş eti yemek vahşilik değildir ama spor adı altında can almak vahşiliktir. 

     Bunun önünü almak bize bağlı. Avcılığı eğlence ve spor olmaktan çıkarabiliriz, bu zor bir şey değildir.  

     Şunu açıkça söyleyebilirim. İnsanlaşmanın yolu, insan olmanın yolu avcılığı spor olmaktan, hobi olmaktan çıkarmaktan geçiyor.  

     Bu cinayete son vermeliyiz. 

     Güzellik burada yatıyor. 

     İnsanın yapması gereken de bu! 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir