SARAYDA ‘METAVERSE’ KAFASI!

Sanal Gerçeklik; 5 duyu organımızın, sanal bir dünyanın içerisinde gerçekten bulunuyormuşuz gibi hissetmesini sağlayan dijital ve fiziksel elementlerin bütününe sanal gerçeklik denir. 

Sanal Gerçeklik gözlük (VR) ve kulaklıkları ile izlenen ortam daha da güçlü algılanır. Video oyunları ile birlikte simülatörler, eğitmenler ve kullanıcılar tarafından kullanılır. 

Metaverse; Sanal evren bağı. İnsanların hiçbir fiziksel çaba harcamadan artırılmış sanal gerçeklik cihazları ile kendilerini içinde hissettikleri algısal evrene denir. Algı evreni bileşik evrenlerle çoğaltılabilinir. Açık örnek; Spider man; No Way Home (Örümcek Adam; Eve Dönüş Yok) filmidir. 

Mal olan aklını yormasın, anlayan anlamayana da anlatmaya çalışmasın babında bir filmdir! 

Duruma basit örnek; 10’lı basamaklı yaşlarındaki senleri topluyorsun bir araya. Bütün hatalarından tecrit ediyorsun kendini. İster harem kur, istersen Cüney Darkın ol! Sebepte sensin sonuçta! Her şey isteğine bağlı, ister uç, ister kaç saklan! Bize göre eğlenceye dayalı bir teknoloji, duygusala göre maceranın gerçek dibi! 

Saray, şürekası ve kabine de anlayamadığımız bir kafa var!  

Önceleri şerbet kafası denmişti esprilerde, sonra pudra şekeri kafasına güncellendi durum. Hatta Mehmet Ağar’ın burun ameliyatını pudra şekerinin fazla kullanımına bağladı kimlikten Reis Sedat Peker. Şimdi bilmem kaç yüz yıl ceza istemiyle yargılanıyor! 

Sarayın ve kabinenin sözleri millete göre gerçekle örtüşmüyor. Hem de hiç!  

CB ve huysuz koltuk deyneği; dış güçler, dedi. Hazine bakanı Nebati; ne dış güçleri, yok öyle şey, dedi.  

Sabit gelirli ‘yeter ulan yeter’, dedi. Bakan Nebati ‘sana ne olur ki! En fazla maaşını kaybedersin, ben servetimi kaybederim’ dedi. 

Zamansızca torbadan Bakan Nebati’nin kardeşi de çıktı, ‘faiz 1 puan düşer, sonra 1 daha düşer’ dedi. Dolar kime doldu bilmem, aldı başını gitti.  

Hafta sonu Cb açıklama yaparken piyasaya MB ve kamu bankaları dolar sürdü. Dolar düşmeye başladı. Durum ortaya çıkana kadar her şey gizli, ortaya çıkınca da öyle bir şey yok saçmalamaları! 

Bakan Nebati kendini kurtarmış bir rahatlamayla tv programında yüzünde sinsi bir tebessümle ‘gözüme bak! Ne görüyorsun’ dedi. Sunucu gözlerine melül’lemesine baktı. Sonra ‘küçük yatırımcı kurban oldu’ dedi. Utanmazlık devam ettikçe ‘bir sent bile sürmedik’ dedi. 

Çıkan en basit anlam, elden çıkmış çıkması gereken oldu. Yani bakan hakikaten kendini kurtarmış algısı topluma yayıldı. 

Özgür Özel’in suç işleri bakanı dediği Soylu; bize bunları Allah yaptırıyor, dedi. Millet ‘höst’ dedi.  

Sözün açılımı ancak ve ancak cehennemi besler. Ancak ‘kafir’ gözüyle Kur’an’a bakan mahlukat böyle bir anlam çıkarabilir. Yazıklar olsun sana Süleyman Soylu. Seninle birlikte Diyanete ve dediğini hoş karşılayan bütün anlayışlara da yazıklar olsun. Böyle anlayış İŞİD benzeri radikallerde olur! 

Şimdi rüzgara dik giren bir taş atayım. 

Hassan Sabbah kendine din kurmuş derler din adına. Dai’leri varmış, Fedai’leri varmış. Yaptığı şeyleri din adına yaparken, bunları kendisine Allah’ın yaptırdığını söylermiş yakınlarına. Kendine Harun Yahya diyen alçak Adnan Oktar ve Mehdilik iddiasında bulunan melanetlerde böyle demişler yakınlarına. Tarih bunlarla dolu!.. 

Amentü Kuran’ın anahtarıdır. Biz öyle biliriz. ‘…hayrihî ve şerrihi mina’llâhi Teâlâ ve’l-ba’sü ba’de’l mevt’ der, anlamı ‘…hayır ve şerrin Allâh-ü Te’âlâ’nın yaratmasıyla olduğuna inandım’, dır. Açık bir örnekle buğday yaratılıştan bir hayr’dır, zakkum ise bir şer.  

Onun içindir ki biz ‘dert içinde derman saklıdır’ deriz. Zehir içindeki zehirsizliği ya da faydayı arayıp bulmamız gerekir. Elbette bu da her insanın değil, o ilime sahip insanların araştırmaları ile bulunacaktır. Sonrası ise toplumsal kullanım meseli Aspirin gibi’dir. 

Cumhur İttifakının ekranlara çıkan yöneticileri ayrı bir Türkiye de yaşıyorlar. Millet ayrı bir Türkiye de. Cumhur İttifakı kendisini eleştiren herkesi, kurumu, yapıyı düşman sanıyor. Millet İttifakı her fırsatta halka yaşananların hak olmadığını belirtiyor. 

Hükümetin yaptığı eğri şeylerle örtüşmeyen her söz ve davranış terör arşivlerine ekleniyor. Üniversite, Akademisyenler, Öğrenciler, Patates – Soğan Depocuları, Yurt Bulamayan Gençler, Market Zincirleri, liste her geçen gün artıyor. Soylu gaz ve cop tirinom havasında ilerliyor zaman içinde. İnsan bu saçmalıklara g.tüyle bile gülemez yahu! 

Gelelim asıl soruya; birader, sayın yöneticiler, bu neyin kafası yahu!  

Hükümet yanında yer alan suçluların hepsi şeker – şerbet hayat yaşıyor. Son model araçlar, samimi fotoğraf pozları, çarkı bozulmayan kara para akarları, kimin gidip geldiği bilinmeyen aklama tesisleri ve bir sürü saklı gizli ilişkiler. 

Kimlikten Reis Sedat Peker bir konuştu, ülkede bakanlıklar, savcılar, kolluk kuvvetleri Omarta sessizliğine büründü. Sedat’a susanların hepsi ‘vuur Kılıçdaroğluna’.  

Şu acı bir gerçektir ki, Cumhur İttifakı tepeden tırnağa, az gelir; bütün trolleri ile birlikte ne kadar video yaparsa yapsın Sedat Peker’in toplumsal ulaşımının ve etkisinin çeyreği etmiyor! Bir suçluya bu kadar ilgi zaman akarında sevgiye dönüştükçe Peker’i Anka Kuşu’na döndürür! 

Hükümet ülke gerçeklerinden ayrı bir gerçeklikte yaşıyor. Yol yapıyor, köprü yapıyor, uçak yapıyor, araba yapıyor, altın buluyor, gaz buluyor, petrol buluyor, çağ atlıyor ama millete bir ömürlük huzur veremiyor. 

Millet 19 yıldır yoksullaştığını iyi biliyor. Denetimsizlikten merdiven altı gıdaları ucuzluğundan dolayı tercih ediyor. Gece gündüz şeker hastalığının kökeni beyaz ekmekle besleniyor. Direk ve dolaylı vergilerin altında her geçen gün daha da eziliyor. Faiz ve dolar piyasasının köpek balıkları durmadan ülkenin gelirlerini azaltıyor. Yaşam her geçen gün daha da zorlaşıyor, kısıtlanıyor. 

Milletin yaşadığı dünyanın gerçeği, hükümetin, yandaşlarının, medyasının, trollerinin yaşadığı yalanlarla örgülenmiş artırılmış bir sanal gerçeklik. ABD’yi AB’yi dize getirdik, Emevi Camii de namaz kılacağız, savaş gemisi yaptık, helikopter yaptık, tank yaptık gibi cek – cak mavraları. Sonra da dön dostları çoğaltacağız teranelerine.  

Doğu Akdeniz Doğal Kabus anlamına geldi! Mavi Vatan karşı grupların düşlerinin ballı kaymağı durumu gibi! İşgal edilen adalar canımızı acıtan cam kırıkları gibi! 

Sevgili Okur, hepimiz yaşamın gerçeklerini yaşarken, hükümetin kafasını bir türlü anlamıyoruz, algılayamıyoruz. Tek adam ucube sisteminin başına bakarsan ülkede yoksulluk yok. Kapıcının bile kapısında araba var. İşsizlik yok, nankörler var. Ülkedeki iş alanlarının çoğunluğu asgari ücrete bağlanmış, eğitimli gençlik iş beğenmiyor teranesi.  

Basit bir hesap yapayım; iki genç bir araya gelse, nişan yapsa, aile başına 100 bin lira masraf olur. 1 yıl sonra düğün olsa yine aile başına 100 bin lira masraf olur. Al sana aile başına 200 bin lira masraf. Ne Saray’ın ne Saraylılar’ın umuru olur. 3 – 4 asgari ücretle bu nişan – düğün nasıl olur! Eşyası var, mobilyası var, beyaz eşyası var, elektronik eşyası var, altını var, salonu var, kıyafeti var, var oğlu var! Milletin baba gibi hükümeti değil, yalnızca Allah’ı var! 

Ortada fısırıktan gezinen yönetici gence ‘telefonunu çıkar bakayım’ diyor. Alçakça bir art niyetle sözde genci suçlayacak ya! Son saçmalık Bakan Soylu’nun Allah yaptırıyor’ sözü. Bu sözü sandık zamanı unutmamak gerekiyor. Bu yüzsüzlük ve sanal saçmalıklar ortamında, gelecekte ‘Allah benimle konuşuyor, Allah rüyama girdi’ kafirliğine belenmiş sözleri de duyabiliriz. 

Nasıl ki bayrağımıza ve kitabımıza gönül derinliklerimizden gelen bağlarla sahip çıkıyorsak, sandık meydana geldiği zamanda oylarımıza sahip çıkacağız. 

Sevgili Okur, say ki benim sözlerim fısırık ama hepimizin Vatan – Millet sevgisi gerçek. 2022’ye yeni girdik. Yapacağımız ve yapmayı planladığımız her şey çocuklarımızın ve torunlarımızın daha iyi bir ülkede yaşaması olmalıdır. Hayrola, uğur ola, huzur ola yeni yılınız. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir