Daldığım platonik aşkmış, gözümü kamaştıran da dokuz ışığı

Her gün sayısız kapılar açılıyor, ben ona bir kez açılamıyorum.

     Bu ne büyük paradoks değil mi, buradan bakarsak?

     Yaşam biraz da anlamlandıramadığımız paradokslar değil midir? Nerede duracağını, nereden bakacağını bilemediğin!

     Bakmak istersin, bakarken hissettirmek, ya da hissettirmemek. Ben de bunu yapıyorum, her baktığımda hissettirmemeye çalışmam bundan.

     Hissettirince bir daha bakamamak var!

     Kıyısına yanaşamamak!

     En felaketi de bu işte!

     Dalarsın yine de gözünü kamaştıran dokuz ışığa, ışıklar içinde ışık olmak istercesine.

     Alışırsın ışığa.

     Işıktayken karanlıktan korkarsın, karanlıktayken ışıktan korktuğun gibi.             

     Karanlıktayken yıldızlara bakarsın, sonra bir bir saymaya yeltenirsin, karıştırırsın sonra, sonra yıldızlar içinde yıldızlar seçersin, onlara bakar düşler kurarsın, sana ait, ona ait.

     Seçersin onca fotoğraf içinde dokuz fotoğrafını, yıldızlar içinde yıldızları seçer gibi. Koyarsın önüne. Gelir geçer, gider gelir, durur dinlenir bakarsın fotoğraflarına. Adlandırırsın bir bir gezegenler gibi fotoğraflarını.

     Fotoğraflarında dili vardı, anlattıkları vardı, her biri birden fazla duyguyu yansıtıyordu, ama biri öne çıkıyordu.

     Ben de hiç üşenmeden bunu yaptım.

     İlkinin adını iyilik koydum, ikincisine utanma, üçüncüsüne acıma, dördüncüsüne ağlama, beşincisine itiraz, altıncısına gülmek, yedincisine duyarlılık, sekizincisine aşk, dokuzuncusuna gelecek.

     Onda iyimserliği buluyordum, duyarlılığı sözlerinde bulduğum gibi. Utanmaydı o, utanmanın yeryüzünden silinmeye çalışıldığı şu günlerde.

     Gözlerinde buldum o tarifi olmayan acımayı ve geleceği. Dokuz fotoğrafının dokuzu da aşktı, aşkla seçtiğim.

     Dalıp dalıp gidişim bundandı, bundandı dokuz ışık oluşu, gözümü kamaştırması.

     Hem açılsam, dile döksem içimi ne yazar?

     Kime ne?

     Böylesi de güzel değil mi?

     Haberli habersiz sevmek!

     Yazılacaksa destanımız, dökülecekse filme böyle dökülsün.

     Dokunmak mı tüm mesele?

     Aslı Kerem’e dokundu mu?

     Ya Şirin?..

     Ben her gün her an dokunuyorum, uzun uzun dokunuyorum, yorulmadan, bıkmadan, örselemeden, incitmeden dokunuyorum zihnimde. Ne karışanım var ne görüşenim var, ne hesap soranım, ne kınayanım var.

     Hem bilse ne olacak, ne kaybedecek aşk aşklığından? Ne daha çok kazanacak, ne çok kaybedecek? Ben sevdikçe büyüyecek, ben sevmedikçe azalacak.

      Hem, hem gelin hem güvey olmanın kime zararı var?

      Gelin de olurum güvey de!

      Hem sevenim hem sevilenim.

      Hem açılsam açılan kapılar gibi sevilen olacak mıyım?

      Bakın ağlıyorum onunla, o da ağlıyor karşımda, akıtıyor gözyaşlarını hem içe hem dışa.

      Gülüyorum da!

     Gülme nedenim dalma nedenim olduğu gibi. Bu kara kara dalma olduğu gibi neşeli neşeli dalma da aynı zamanda.

     Dokuz ışık içindeyim. Kâh kör ediyor bu ışık kâh karanlığımı aydınlatıyor. Görünürleri görünmez, görünmezleri görünür kılıyor.

     Her fotoğrafı kapağı açılan bir romanın kapağı gibi.

     Tanrının birbiriyle çelişen, birbiriyle kavgaya tutuşan, zıtlaşan, birbirini öteleyen, biri ötekini yok sayan dört kitabı varsa onunda birbirini tamamlayan, birbirini destekleyen adlandırdığım dokuz ışığı var, her biri ayrı renk, ayrı tadı olan.

     Kim sevmez aşkı?

     (Bir parayı seven sevmez aşkı)

     Tutunacak daldır, bir ağacın uzayan dalları gibi.

     İtirazıdır her uzanışı, yapraklanması, meyveye duruşu.

     Susa itirazdır, kabullenişe itirazdır her göz kapağını açışı.

     Duyarlılıktı o, duygusallığa da bir itirazdı duruşu.

     Biraz da bundandı onu platonik aşktan sayışım.

     Duygusallık biraz da var olanı kabullenişti onun için, benim için.

     Kapıları açan bir itirazdı, benim ona açılmamam neden itirazdan sayılmasın?

     Açıl! Yeter artık açıl diyenlere de bir itiraz benimkisi.

     Açılarak kapanacaksam, kapanarak açılayım.

     Şu an yaptığımda bundan başka nedir ki?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir