RÜZGARA SAVRULAN YILLAR…

            Hayat çağlayan bir ırmaktı, serde gençlik var, atılganlık var, zincirler eylemiyor insanı. Dolu dizgin yaşadım, deli dolu yaşadım ve ömür bir rüzgar gibi gelip geçti,

          Yavaş yavaş tükenmekteyim, yorgunum, umutsuzum, mecalsizim, en acısı da sevdikleri tarafından sırtından hançerlenmiş hissediyorum kendimi…

     Boşa verdim yıllarımı, tıpkı rüzgarda savrulan bir tutam saç gibi her teli bir yana savrulup gitti.

       Azgın bir yağmurun altında dalgın dalgın yürürken düşünüyorum, üzerime yağan yağmur muydu yoksa hayatın acıları mıydı bilmiyorum.

   İşte böyle bir zemheri ayında bin bir düşünceyle yağmur altında yürürken, sesini duyduğumda içimi ısıtan ve yaşamıma mutluluk katan bir dosttan haber aldım, bu benim yorgunluğumun, tükenmişliğimin bitişiydi sanki…

    Güzel Anadolu’mda söylenen bir türkü geldi aklıma; “Doğruysa bir haber aldım, aklım fikrim kaldı yarda” diye… Bu türküyü anımsayınca, yüreğimde biriken bütün acıyı boşaltırcasına derin bir nefes aldım ve “Salıversem tüm varlığımı rüzgara, bir nefes kokunu getirir mi bana?” diye hafifçe mırıldandım. Kimse duymamıştı ama eğer bir sevenim varsa uzaklarda rüzgara bıraktığım yüreğimdeki bu acıyı hissetmiştir, duymuştur mutlaka…

     Hava buz gibi soğuk ve ben dışarıdayım, üşüyorum, seslendim hayalimde yaşayan sevdiğime,”Sevgi yumağı ile sarmalanmış yüreğini aç, al beni içeri, sen yıllardır  hasretini çektiğin bir sevdayı yüreğinde taşırken ben de hayata tutunayım…”

 Soğuk bir zemheri gününde…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.