Halkın temsilcilerini seçmek için buluştular

Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) “Halk Temsilcilerini Seçiyor” etkinliklerinden biri da Adana’da gerçekleşti. TKP, yaklaşmakta olan seçimler öncesinde milletvekili aday adaylarını Türkiye’ye genelinde belirlemeye devam ediyor.

ETKİNLİĞE YOĞUN İLGİ

“Emekçiler bir adım öne çıkıyor, eşitlik ve özgürlük için” başlığı altında seçimlerde halkı temsil edecek kişilerin belirlendiği toplantılarına devam eden TKP’nin Çukurova İlçesi Doğal Park Balo Salonu’nda yapılan etkinliğine yoğun ilgi olduğu gözlendi.

TKP’nin toplantısına toplu iş sözleşmesi sürecinde greve çıkmak istediği için mücadele verirken bağlı bulundukları DİSK Genel-İş Sendikası’nca sahip çıkılmayan, işverenin bir çok baskısına maruz kalan işçilerde katıldı. Seyhan Belediyesi işçileri’nin toplantı salonunda mesajı okundu.

SADECE DEVRİMCİLER YANIMIZDA OLDU

Seyhan Belediyesi işçilerini mesajı şöyle:

Türkiye Komünist Partisinin halkın temsilcilerini seçmek için düzenlediği bu anlamlı ve değerli buluşmada bulunmak ve sözümüzü söylemekten mutluluk duyuyoruz.
Arkadaşlar, bildiğiniz gibi bizler, Seyhan Belediyesi işçileri, bir toplu iş sözleşmesi süreci yaşadık. Biz, bize dayatılan sefalet ücretini kabul etmediğimiz ve greve çıkmak istediğimiz için baskılara, sürgünlere, mobbinge maruz kaldık. Bu süreçte yanımızda ne sendikamızı gördük ne de halkçı olduklarını söyleyen anacak her biri patronların temsilcisi olan milletvekillerini, parti yöneticilerini…

Her daim yanımızda olan sadece devrimciler oldu. Şimdi biz de burada onlarla yan yanayız. Buradaki devrimci iradeyi selamlıyor, başarılar diliyoruz. Yolumuz açık olsun.”

Toplantıda ilk konuşmayı Türkiye Komünist Partisi Adana İl Koordinasyonu adına Eylül Çapar yaptı.

Çapar, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Öncelikle emekçilerin iktidarda olduğu bir ülkeli kuracağımıza olan inançla, aydınlık geleceğimizin mimarları olarak çocuklarımızın ve Türkiye’nin tüm emekçi halkının 23 Nisan’ının kutluyorum. Gerçi ortada çocuklar için kutlanacak bir bayramda kalmadı. Türkiye’de milyonlarca çocuğun yoğun sömürü koşullarında ekmek parası için çalışıyor olması bugünü bayram olmaktan çoktan çıkarmıştır.

Bundan tam 102 yıl önce 1920’de açılan TBMM Ulasal kurtuluş mücadelesine önderlik etti. Mustafa Kemal liderliğinde Ankara’daki meclis, yeni bir iktidarın temelini attı.

Bu süreç cumhuriyetin kuruluşuyla sonuçlandı ve Osmanlı hanedanları bu ülkeden kovuldu.

1920’de kurduğumuz meclisin içi boşaltılmıştır ve tıpkı Abdülhamit dönemindeki gibi Anayasa hükümsüz ilan edilmiştir.

İçinde yaşadığımız bu çürümüş düzenin oyuncağı haline gelen meclisin tek gayesi sömürücü ve asalak patronlara hizmet etmektir.

Meclis bugün, cumhuriyetin bütün kazanımlarının üzerine çöken, servetlerine servet katmak için emekçilerin alın terini çalan sermayenin, patronların, para babalarının zenginliğini daha da artırmak için ihtiyacı olan siyasi adımlarını meşrulaştıran basit bir organa, içinde halkın temsilcilerinin olmadığı kötü bir oyuna dönüşmüştür. İktidar tarafından gericiliğin oyun bahçesi haline getirilen bir meclis var. Laik Cumhuriyet geçen süre içinde tüm anlamını yitirmiş Anayasa’da bir süs olarak durmaktadır.

Bugün yıkılmış olan 1923 cumhuriyetinin çocukları imam hatip okullarına mecbur bırakılmış, gerici tarikat ve vakıflara teslim edilmiştir. Bilimsellikten uzak müfredat, çocuk ve gençlerin üzerinde kara bir bulut gibi dolaşmaktadır. Sermaye ve gericiliğin işgalinde karanlık boğuşan ülkemiz ileriye doğru bir atılım için yüzünü işçi sınıfına çevirmelidir.

Parlamentonun Türkiye siyasetinde anlamlı bir yere oturması ancak halkın temsilcilerinin o parlamentoda olması ile mümkündür. Meclis ancak emekçi sınıfları temsil eden bir yer haline geldiğinde devrimci bir kimlik kazanacaktır.

Yaşadığımız bu düzen emeğimizi, alın terimizi, insanlığın yarattığı tüm zenginlikleri çaldığı gibi bizi ayakta tutan ve tek tutar dalımız olan umudumuzu da bizden çalmak istemektedir. Bırakın umudu, kaygının daha çok ortaya çıktığı seçeneklere mahkum olmayacağız. Geleceği için kavga eden gençlerle, alın terine sahip çıkan emekçilerle, aydınlık bir geleceği inşa etmeyi kendine görev bilen aydınlarla bu karanlık dönemden kurtulmanın mücadelesini okul, işyeri ve mahallelerde vermeye devam edeceğiz. “

Çapar’ın ardından TKP PMK üyesi Gizem Batı Ayaz söz aldı.

Ülkede seçim öncesinde seçim pazarlıklarının, ilkesiz ittifaklarla toplama bir araya gelişlerin, barajların, parlamenter demokrasinin konuşulduğunu ama işçilerin,  emekçilerin konuşulmadığını belirten Ayaz “ Seçimi konuşuyorlar ama bunun neresinde emekçiler var? Peki emekçiler nerde? Pandemi, ekonomik kriz, hayat pahalılığı, ödenemeyen faturalar, zaten bitmiş durumda olan ama pandemiyle birlikte artık üzerine tüy dikilen eğitim ve sağlık sistemi, her alana yayılmış geleceksiz güvencesiz çalışma koşulları ve işsizlik, işte emekçiler tam da burada hepsinin tam ortasındayız” dedi.

TKP PMK üyesi Gizem Batı Ayaz, konuşmasında şunları kaydetti:

“ Türkiye Komünist partisi, bugün bu talebin çağrısıyla halkın milletvekili adaylarını belirlemek için toplanıyor. Türkiye Komünist partisi seçimlerin kendisinin tek başına sihirli bir kurtuluş olmadığını söylüyor, sadece seçimlerle ülke düzlüğe çıkamaz. Ancak seçim sürecinde emekçilerin sesi, gücü, örgütlülüğü, talepleri ne kadar öne çıkarsa bu ses ne kadar yükselirse, örgütlenirse emekçiler, uzun ve kısa vadede bir sonuç elde etmemiz gerçek olur. TKP seçimlere bu şekilde bakıyor. 2021 yılının başında TKP 2023 için Çağırıyor başlıklı bir broşürle aslında bu çalışmalara başladı. Halkı cumhur ve millet ittifakına mahkum etmemek, seçeneksiz bırakmamak için hem dostlarımıza, hem de sol, sosyalist partilere örgütlenme birlikte mücadele etme çağrısı yapmıştık, bir yandan bu görüşmeler ve süreç de devam ediyor. Türkiye Komünist Partisi, eşitlikçi bir düzen arayışının ve talebinin yarının değil bugünün konusu olduğunu her fırsatta dile getiriyor, seçimlere giderken seçimlerinde ötesinde olmazsa olmaz dediğimiz üç ilkeyi savunan bir örgütlenmeye, solun gerçek değerlerini savunan sese, bir ittifaka bugün Türkiye’nin ihtiyacı var. Bu ilkeler nedir? Laiklik olmazsa olmazımızdır, bu ülkenin gencecik evlatlarını tarikat yurtlarında, üniversitelerde hayattan koparan, okul öncesi eğitimden başlayıp çocuklarımızın üzerine çöken, kadınlara şiddete karşı ses çıkarmamayı vaaz verip kadının yerinin evi olduğunu söyleyen din bezirganlarına geçit vermeyeceğiz, dini tahakkümün üniversitelerde hüküm sürmesi, buralarda daha rahat kök salmasının önün açacak mecliste muhalefet partilerinden 1 tane bile ret oyu almayan diyanet akademisi, tarikatlar derhal kapatılmalıdır, buradan bir adım geri duramayız. Bir diğeri ise NATO ve diğer örgütlenmelere karşı antiemperyalist tutarlı bir duruştur.”

Daha sonra milletvekili aday adayları da birer konuşma yaptı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.